Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatmaya sayfalar yetmeyeceği gibi, herkesin beyninde yer eden bir insanı ancak hatırlatma görevi bizlere düşebilir. [..haberin devami]
10 Kasım 2008 - editor
Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatmaya sayfalar yetmeyeceği gibi, herkesin beyninde yer eden bir insanı ancak hatırlatma görevi bizlere düşebilir. [..haberin devami]
09 Kasım 2008 - editor
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 70. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz. [..haberin devami]
05 Kasım 2008 - admin
Okullarımızda yapılan sınavlarda muhtemel her bilginin sorgulanmasını sağlayarak öğrenci hakkında sağlıklı değerlendirmeye gidebilir miyiz? [..haberin devami]
31 Ekim 2008 - Talha Akdeniz
MEB’in, geçen yıl başlattığı projenin, bu eğitim-öğretim yılı sonundan itibaren yurt dışında da uygulanması kararlaştırıldı. Bu çerçevede, Türkiye’nin tarihi ve kültürel ilişkilerinin yoğun olduğu ülkeler başta olmak üzere çeşitli ülkelere öğrenci gönderilecek. [..haberin devami]
29 Ekim 2008 - admin
Bu gün Cumhuriyetimizin ilanının 85. yıl dönümünü kutluyoruz milletçe. [..haberin devami]
25 Ekim 2008 - admin
Ülkemin haline bakınca bazen karamsar oluyorum. [..haberin devami]
05 Ekim 2008 - editor
İki gündür haberleri dinledikçe durmuyor gözyaşlarım. [..haberin devami]
21 Eylül 2008 - editor
Selam olsun vatan için mücadeleyi hayatlarının amacı kabul eden GAZİLERİMİZE
[..haberin devami]
01 Ağustos 2008 - admin
Dostlarım,
Eğer basını izliyorsanız son iki aydır altı defa tekrarlanan anne ölümleri beni çok düşündürüyor. Çünkü bunlar normal bir ölüm değil. 6 evlat son iki ayda annesini doğradı. Bir kurşun sıkıp öldürmek değil. Kurbanlık koyunu parçalar gibi öldürdükleri annelerini parçaladılar.
Benim aklıma anne deyince hep öpülesi eller gelir. Çünkü annenin evladına olan sevgisi belki de dünyadaki tek karşılıksız sevgidir. Hamileliğinin ilk fark edilmesi ile başlar evlat sevgisi. Doğduğu günden itibaren hayatının amacıdır yavrusunu elinden geldiğince iyi yetiştirmek. Ataların dediği gibi yemez yedirir, giymez giydirir. Çocuğunun karnı doyunca anne de doyar çoğunlukla. Canını serer çocuğunun yoluna. Elinden geldiğince, bilgisi yettiğince iyi bir geleceğe yönlendirmek ister. Çocuğunun davranışlarına göre yasaklar koyar onu kötülüklerden korumak için. Ancak bu yasaklar baskı gibi gelir çocuğa. Anne ile ilgili bilinçaltı çalışmaya başlar. Eğer genç iyi bir eğitim almamış ise, hayat için hedeflerini belirtmemiş ise, kafasında yön vermemiş ise hayata anne yasaklarından dolayı günah keçisi olur. Gelişen paranoya uyuşturucuyu da yoldaş etti ise kendine annenin yok edilmesi düşüncesi başlar gencimizde.
Düşünün üniversite öğrencisi bir kızımız profesör annesini öldürüp parçalıyor. Bir başka kızımız sevgilisi ile olabilmek için kıyıyor annesine. Bir başka kızımız annesini öldürüp parçalıyor ancak; yaptığının farkında bile değil. Ya oğullarımız? İnternetten soruyor arkadaşlarına:”annemi nasıl öldüreyim?” diye. Olaylar birikiyor, evlatlar anneyi katlediyor. Biliyorsunuz bizim toplumumuzda sık sık rastladığımız bir de öğretmene yönelik saldırılar var.
Peki, Dostlarım, biz eğitimciler ne yapıyoruz? Toplumun mimarı öğretmen değil mi? Öğretmenin görevi sadece bir takım bilgileri öğrenciye aktarıp not vermek ise; neden bakanlığımızın adı “Milli Eğitim Bakanlığı”? Ömür boyu her çalıştığım kurumda defalarca söyledim önce eğitim diye. Demek ki biz öğrencilerimize yeterince anne- baba, kardeş- arkadaş, öğretmen, vatan- millet sevgisi aşılayamıyoruz ki; anneler, öğretmenler mezara, çocuklar hapishanelere veya akıl hastanelerine gidiyor. Şart değil her çocuğun doktor olması ama insan olması şart.
Haydi, öğretmen canlarım verelim el ele. Öğretelim geleceğimiz dediğimiz çocuklarımıza insan ve insanlık sevgisini, büyüğe saygıyı. Almasınlar o güzel ellerine bıçağı, baltayı, silahı. Kalem tutsunlar. Kalemle halletsinler sorunlarını. Konuşsunlar. Anlaşarak çözsünler açmazlarını.
Saygılarımla.
MERAL NACAR
meralnacar@egitimcihaber.net