Herkes kendini öyle bir kaptırmış durumda ki hayatın karmaşasına en yakınımızdaki sevdiklerimizden bile bihaber yaşamaktayız. Kaldı ki ayda yılda bir yüzünü gördüklerimizle hala bir iletişimimiz var mıdır?

İnsanların yapıları gereği iletişim kurmadan yani yalnız yaşamaları düşünülemez. Günümüzün sorunları insanların hayatını öyle bir etkiledi ki elbette ki bu sorunlar iletişimsiz halledilmeyecek hale gelmiştir. Kişi tek başına sorunlara karşı duramayacak durumda olduğundan sorunlar paylaşılarak çözüme ulaşmaktadır. Uzun lafın kısası sosyal hayatın varlığını sürdürebilmesi için insanlar muhakkak ki birbirlerine muhtaçtırlar.
İnsanların bir arada yaşamaları en küçük yaşlardan itibaren başlar. Önce anne baba, sonra çocukların dâhil olması ve çocukların okula gitmesi, arkadaşlar edinmesi de bir arada olmanın bir işaretidir. Bu zincir vatandaşlar, hemşeriler, milletler topluluğuna dek uzanarak genişler.
Günümüz sorunları öyle bir hal almıştır ki kişiler kendilerini başkalarının yerine koymayı değil de kendi duygu ve düşüncesini açıkça dile getirip sadece kendi söylediklerinin doğru olduğunu iddia etmektedir. Başka düşüncelere ilişkin insanlar “kesinlikle yanlıştır” düşüncesine sahiptirler. Bu durum insanlara bir şey kazandırmasa da aynı şekilde devam etmektedir ne yazık ki…
Öyle olaylarla karşılaşmaktayız ki etrafımız şiddet ve zulümle çevrilmiş durumda sanki. İşte böyle bir ortamda hayat sürerken ne derece iyilikçi, duyarlı insanlar olacağımız da bir muammadır. Sadece çevremizde gelişen bu zalim dünyaya karşı duyarlı olmak var olan şiddeti ne derece azaltır ki bunun da bir çözüm olmadığı aşikardır. Yaşamımızın her yönünü kontrol altına alamayacak olduğumuzdan daha adil, sorumlu ve sevecen insanlar olmak istiyorsak belki de sorunu iletişim becerisizliğimiz de arama yoluna gidebiliri. Herkes kendini öyle bir kaptırmış durumda ki hayatın karmaşasına en yakınımızdaki sevdiklerimizden bile bihaber yaşamaktayız. Kaldı ki ayda yılda bir yüzünü gördüklerimizle hala bir iletişimimiz var mıdır? Sorusu yerinde olur galiba.
İletişim bir manada insan ilişkileri olarak algılanabilir ki bu doğrudur. İnsanların karşılaştıkları sorunlarla baş edebilmeleri için öncelikle sorunun farkındalığında olup buna çözüm getirebilecek bir zekâya sahip olabilmeleri gerekmektedir ve biz bunu “duygusal zekâ” olarak adlandırmaktayız. Duygusal zeka: kişinin kendisine ait duyguların farkında olması ve bunları davranışlarına yansıtması olarak tanımlanabilir. Sorunlarla başa çıkabilmek için kişinin başkalarının neler düşünebileceğini kestirmesi ve ona göre kararlar alması da gerekebilir ki bu kavram empati adıyla anılabilir. Bu çerçevede;
Empati kavramının değişik bilim adamları ve araştırmacılarca açıklanan tanımlarına yer verilerek Empatinin özelliklerine değinilecek. Empatinin içerdiği öğelerden bahsedilecek. Çocuklardaki empatik gelişmeler konusuna özellikle önem verilip irdelenecektir. Empati ile ilgili bazı karşılaştırmalar ve istatistikler de kendine yer bulacaktır.
Empati Nedir, Ne Değildir?
Empati terimi Sosyolojik olarak diğer kişinin rolünü alma, estetikte içten hissetmek ve psikoanalizmde tanımlama çabası olarak sunulur (Kota, 1963)
Stotland’a göre diğer kişinin duygularını paylaşmak olarak tanımlanabilir. (Stotland, 1971). Nancy’ninde tanımı benzerdir. Ona göre empati; bir insanın diğer insanın hislerini anlayabilmesi ve bunu onunla paylaşabilme yeteneğidir. (Nancy, 2001)
Cotton’a göre ise empati, birisinin hislerini sezmek, düşüncelerini, güdülerini isteyerek anlamaktır. (Cotton, 2001) Ernest’e göre diğer kişinin yerine kendini koymak ve diğer kişinin hislerinin nasıl olduğunu kavramaktır. Başka bir tanımda empati; diğer kişinin rahatlamasını beraberinde getiren, diğer kişi odaklı duygusal cevap olarak tanımlanmıştır. (Schultz, 2001)
Bu kadar değişik tanımı dile getirilmiş olsa da bugün empatiyi özetle şu şekilde tanımlamamız mümkündür. Empati; bir insanın kendisini karşısındakinin yerine koyup, onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlayabilmesidir.
Empati kavramı duygusal zeka ile ilişkilendirildiğinde duygusal zekası gelişmiş bir insanın empati alanında başarılı olması oldukça güçlü bir ihtimaldir. Kısacası kimi zaman tanım “duygusal empati” olarak da ele alınmaktadır.
Empati Birtakım Özelliklere Sahip midir?
Karşımıza çıkan onca şeyin kendince bazı özellikleri olduğunu düşünürsek elbette ki empatide özellikler sahibi bir kavramdır. Bu özellikleri şöyle sıralamak mümkündür:
- Empati, içgörüyü içeren bir eylemdir. Yani insanın iletişim kurduğu ikinci kişinin ruhunu okuyabilmesidir. Halk arasında bu kavram “altıncı his” olarak yaygınlık kazanmıştır.
- Empati otomatik bir tepki değil, duygusal ve zihinsel bir çabadır. İnsan çaba harcamadıkça ve arzulu olmadıkça bu eylemi gerçekleştiremeyecektir.
- Empati yoluyla kurulan ilişkilerde hata yapma oranı azdır. Zaten insanlar arasındaki birçok soruna sebebiyet veren yanlış anlaşılma olduğundan ki empati de kişini birbirlerini anlamasını sağladığından ilişkiler hatasız hale gelecektir.
- Empatinin varlığı, yardımlaşmayı artırır; sosyal davranışlara olumlu katkı sağlarken, anti sosyal davranışlara da olumsuz etki edecektir. Empati asıl manada benmerkezcilikten uzak bir tutum geliştirmektir. Kişi benmerkezcilikten ne derece uzak olursa hayatında olumlu davranışlar artmaya başlayacaktır.
- Empatik düşünce objektif olmayı gerektirir. Böyle olmadığı takdirde empati amacına ulaşamayacaktır.
- Empati, iletişimin önemli bir bileşenidir. Bu iletişim sayesinde insanlar birbirleriyle daha yakın ilişkiler geliştirmeye başlarlar. Sosyal dayanışma artar karşı tarafı anlamak ve anladığın davranışa göre hareket etme özelliği konusunda eğitime ihtiyaç duyulmaktadır.
Aslında bu sayılanlar empatinin yararlarını da ifade etmektedir. Bu durumda empati hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hale getirildiğinde hiçbir zaman zararımıza değil her zaman yararımıza olacaktır.
Empati Başarıyı Getirir
Empati tüm insanların sağlıklı bir iletişim kurmaları için gerekli bir kavramdır. Sorunsuz ilişkiler kurmak isteyenler kendilerini karşılarındaki kişinin yerine koyabilmeli, onun gibi düşünebilmeli ve son olarak onun hakkındaki düşüncelerinin doğru ya da yanlışlarının tespiti için bunu karşı tarafa iletmelidir.
İnsanlar empatinin her öğesini gerçekleştirerek başarılı olabileceklerinin farkına varmalıdırlar. Bunu başarmak onların sadece sorunsuz bir ilişkiye sevk etmeyecek her alanda daha başarılı olmalarına da yardımcı olacaktır. Örneğin bir lider, emri altındaki insanların neler isteyebileceğini, hissedebileceğini fark ettiğinde ona göre davranacaktır. Katı kuralları olan lider profili silinecek sevilen bir lider olma yolunda ilerleyecektir.
Empati kurmanın yaşı yoktur. Çocuklar en küçük yaşlarda bile bu eğilime sahiptirler. Onların sahip oldukları bu eğilimin köreltilmemesine özellikle dikkat edilmelidir. Sadece çocuklar değil, empatiyi herkes kullanarak hayatına bir düzen getirmelidir.
Halime Selcan Özkan

KAYNAKÇA
AĞIRMAN, C.(2006). “İdeal Bir Davranış Biçimi Olarak Empati ve Hadiselerde Empati Örnekleri”. İlahiyat Fakültesi Dergisi, x12 23-63s
BAYAM, G&ŞİMŞEK, E.& BİLDAZ, N. “Üç Farlı Meslek Grubunda Empatik Beceri Düzeylerinin Karşılaştırılması”. Kriz Dergisi, 3, 182-184s
TUTUK, A.&AL, D.&DOĞAN, S. (2002). “Hemşerilik Öğrencilerinin iletişim Becerisi ve Empati Düzeylerinin Belirlenmesi”. C.Ü. Hemşerilik Yüksekokulu Dergisi, 6(2)
ÖZBEK, M. “İnsan İlişkilerinde Empatinin Yeri ve Önemi”. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
DURU, E. (2002). “Öğretmen Adaylarında Empati- Yardım Etme Eğilim İlişkisi ve Yardım Etme Eğiliminin Bazı Psikososyal Değişkenler Açısından İncelenmesi”. D.E.Ü.E. Bilimleri Enstitüsü Dergisi, (Yayınlanmamış Doktora Tezi)
GÜLSEREN, Ş.(2001). “Eşduyum (Empati): Tanımı ve Kullanımı Üzerine Bir Gözden Geçirme”. Türk Psikiyatri Dergisi, 12(2), 133-145s
ŞAHİN, M.&ÖZBAY, Y.(1999). “Üniversite Öğrencilerinin Empatik Sınıf Atmosferine İlişkin Algılamaları”. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 15, 74-78s.
DÖKMEN, Ü. (2004). “İletişim Çatışmaları ve Empati” 27. Baskı, Sistem Yayıncılık, İstanbul



